The Witcher Türkiye
Advertisement
Tw3 achievements geralt the professional unlocked.png
"Devam etmek istediğine emin misin?" - Kitaptan / diğer uyarlamalardan spoiler içeren sayfadasın!
Tw3 achievements geralt the professional unlocked.png
Tw3 achievements master marksman unlocked.png
"Çevreye verdiğimiz rahatsızlıktan ötürü özür dileriz"
Bu sayfa henüz tamamlanmamış. Bu uyarı kaldırılıncaya kadar yazıda eksiklikler/bozulmalar meydana gelebilir. Sayfayı olabildiğince hızlı bir şekilde düzenleyerek size daha fazla rahatsızlık vermek istemiyoruz.



Sub-Pages:
  • Anasayfa
  • Netflix

Big Quote Left.png
Nefret ve intikam beni kör etti.. Ama ben alçakgönüllülükle onların önünde duracağım. Gözlerindeki ifadeyi hatırlayacağım. Umarım o gözlerdeki anılar benzer bir hata yapmamı engeller.
Big Quote Right.png
- Ciri, s. 463 Gölün Hanımı (U.S. edition)

Ciri olarak da bilinen Cirilla Fiona Elen Riannon, 1252 ya da 1253 yılının[3] muhtemelen Belleteyn gününde doğdu.[4] Kraliçe Calanthe'nin torunu, Pavetta ve Duny'nin (Emhyr) tek kızı olarak Cintra'nın prensesidir.

Geralt, Duny'nin lanetinin kaldırılmasına yardım ettikten sonra kendisine ne istediği soruldu. Bu durum karşısında Geralt Sürpriz Yasası'nı kullanmaya karar verdi. Duny, bu olaylar gerçekleştiği sırada Pavetta'nın hamile olduğunu bilmiyordu.

Hayatı

Ciri, ertesi yıl Skellige'de, Belleteyn gününde doğdu.[5] Calanthe, danışmanı Fareçuval'dan Geralt'ı öldürerek [6] Sürpriz Yasasından kurtulmak istediğini söyledi. Fareçuval yola çıkmaya hazırdı, kimse kraliçeye itiraz edemezdi. Ancak kısa bir süre sonra Calanthe verdiği emri sebebini açıklamadan geri çekti. [7]

Ciri büyürken, Pavetta'nın kızına hayran olduğu ve kızından nadiren ayrıldığı dışında ailesiyle olan ilişkisi hakkında pek fazla şey bilinmemektedir. Yine de Pavetta, Calanthe'nin gitmemeleri yönünde ısrarlarına rağmen, ailesiyle birlikte Skellige'den Cintra'ya yelken açmış ve Ciri'yi gizlice geride bırakmıştır. Kısa bir süre sonra Pavetta ve Duny, Sedna Abyss civarında deniz kazasında ölürler ve Ciri 5 yaşına bile gelmeden yetim kalır. Calanthe, yeğeni Crach an Craite'a yelken açmalarına izin verdiği için öfkelenmiş, Crach'a her zaman Ciri'yi koruyacağına dair kanının üzerine yemin ettirmiş ve Ciri'nin Skellige'ye gidişini yasaklamıştır. Yine de bu yasak, yalnızca 6 ay sürmüştür.[8]

Cintra Prensesi

Annesinin ölümüyle birlikte Ciri, Cintra'nın tek varisi konumundaydı. Bu sebeple Calanthe, torununu yetiştirmek için çok özen gösterdi. Ciri'nin Sürpriz Çocuk olduğunu bilen kraliçe, torununun ve tahtın tek varisinin kaderinin bir witcher ile kesişmesinin önüne geçmeye çabalamasına rağmen, Ciri'nin dadısı ona, kendisinin kaderinin ak saçlı bir witcher ile kesişeceğini, kendisi gibi witcher olmak için yetiştirilmek üzere alınıp götürüleceği söylemişti. Calanthe bu olayı öğrendiğinde çok sinirlenmiş olmasına rağmen Ciri, kaderinin anlatıldığı gibi bir witcher ile kesişeceğine kesin olarak inanmaya başlamıştı.[7]

Duny'nin lanetinin kaldırıldığı günden tam 6 yıl sonra Geralt Cintra'ya geri döndü. Kalan tek varisi ve soyunu kaybetmek istemeyen Calanthe, Geralt'tan bir grup erkek çocuk arasından seçim yapmasını istedi, böylelikle Pavetta'nın bir oğlu olduğuna inanmasını sağlamaya çalıştı. Ancak Geralt, hiçbir çocuğu yanına almadan, hatta Pavetta'nın çocuğunu bile görmeden Cintra'dan ayrıldı.

Brokilon'a Giriş

Bir süre sonra Calanthe, bundan 7 yıl önce de Pavetta için uygun olduğu düşünülen ve şimdilerde 20li yaşlarında olan Windhalm of Attre ile Ciri arasında bir nişan düşündü. Daha sonra yüreğinden gelen değişiklik ile Ciri'nin Verden'in tek prensesi Kistrin ile birlikte olması gerektiğini düşünse de bundan da vazgeçti. Bunlar olurken, şu anda 10 yaşında olan Ciri, nişan fikrinden de Kistrin'den de hoşlanmamıştı ve kısa zamanda, 1263'te, Verden'e aileyle tanışmak için gelmemiş bazı askerlerden yardım alarak kaçtı. Bu kaçış, Brokilon bölgesinde sona erdi çünkü bölge ormanlardan oluşuyordu ve ormanlarda yaşayan dryadlar her zaman tehlikeliydi. Dryad bölgesinin sınırı ormanlardı ve sınırlarını ihlal edenlere karşı çoğunlukla öldürmek için saldırırlardı. Neyse ki Ciri şanslıydı ve fark edilmemişti ancak kendisine refakat eden askerler öldürülmüştü.

Ciri, ormanın derinliklerine tehlikeye doğru tek başına ilerlerken, dev bir viy ile karşılaştı. Neredeyse ölümle burun buruna geldiği vakitte çığlıkları tesadüfen yakınlarda olan Geralt ve Braenn tarafından duyuldu. Viy öldükten sonra Ciri yabancılardan kaçmayı denese de Braenn'in attığı ok onu durdurmaya yetti. Genç prenses, başlarda kendisine yöneltilen sorulara cevap vermeyi reddetti ve sorduğu sorulara cevap alamazsa Geralt'ı ısırmakla tehdit etti. Sonunda Geralt'a bir koca istemediğini ve kendisine karşı nazik olmadıkları takdirde hem Geralt'ın hem Braenn'in kafalarını Duén Canell'e varmadan önce kestireceğini söyleyecek kadar ileri gitti. Geralt ise genç prensesi kemeriyle kırbaçlamakla tehdit ederek seyahatin geri kalanında kibar davranmasını sağladı.

Duén Canell'e ulaştıklarında, Ciri, kaçtığı için kendisini dövmek ve geri götürmek isteyen ancak dryadlar tarafından yaralanan Freixenet isimli bir baron ile karşılaştı ve ondan Geralt'ın bir witcher olduğunu öğrendi. Ciri daha fazlasını öğrenemeden önce Braenn araya girerek prensesi götürmeye çalıştı. Ciri kendisinin orada kalarak bir dryad yapılacağını anlayarak ağlamaya başladı. 

Bir kaç saat sonra, Ciri dryad kraliçesi Eithné'in evinde oturmaktaydı. Geralt, Brokilon'a gönderilme nedenini görüşmek üzere eve geldiğinde, yakında dryad olacak olan Ciri'ye baktı. Ancak Ciri, Eithné'e, henüz Geralt'a açıklamadığı bir şey söylemişti: Geralt'ın bir witcher olması ve kendisine anlatıldığı gibi kaderinin onunla birlikte olması. Geralt, genç kızın önceki tüm hatıralarını silecek olan Brokilon Suyu'nu içmesini izlemek istemediği için oradan ayrılmayı düşündüğünde, Ciri kalması için yalvardı. Ciri suyu içtikten sonra herhangi bir değişiklik belirtisi göstermediği gibi dryad kraliçesi gitmek isteyip istemediğini genç kıza sorduğunda, genç kız Geralt ile gitmek istediğini belirtti ve böylece kraliçe ikilinin Brokilon'dan ayrılmasına izin verdi.

Ciri'nin Sürpriz Çocuk olduğunu fark eden Geralt, dryad bölgesinin dışına çıkmıştı. Geralt doğuya, Brugge'a doğru yol aldığında ise yanlış yola gittiklerini hisseden Ciri rahatsız olmasına rağmen itiraz edemedi ancak kısa bir süre sonra haklı olduğunu gördü: Kral Ervyll'in hizmetinde olduğunu söyleyen bir grup asker, dryad saldırısına uğradıkları iddia edilen tüccarların cesedi başındaydı. Ne olduğunu anlamayan Ciri, ağaçları kesenlerin dryadlar olamayacağını, çünkü onların asla ağaçlara zarar vermeyeceğini ve bunu yapayın insan olduğunu söyledi. Elbette bu, adamların onu ve Geralt'ı öldürmeye çalışmasına sebep oldu. Geralt adamlarla uğraşırken Ciri'den kaçmasını istedi ancak Geralt'ın önceden anlattığı bir hikayeyi anımsayan Ciri, kaçmak yerine yakınlardaki bir ağacın en tepesine tırmandı. Adamlar Geralt ve dryadlar tarafından alt edildikten ve Fareçuval olay yerine vardıktan sonra, Ciri tırmandığı ağaçtan inerek onların yanına geldi. Fareçuval Calanthe tarafından gönderildiğini, son olaylardan ötürü Kistrin ile nişanının bozulduğunu, Ciri'yi doğrudan Cintra'ya götüreceğini ancak büyükannesi öfkelendiği için şehre varınca onu döveceğini söyledi.

O gece Geralt, bir kere daha Ciri'yi geride bırakarak gitmeyi tercih etti. Geralt gittikten sonra uyanan Ciri gitmemesini, kaderini terk etmemesini söyledi. Ancak Geralt dönmedi ve Ciri'yi Fareçuval ile birlikte Cintra'ya gönderdi.

Skellige Maceraları

Ciri, Skellige'ye geri döndükten ve bir noktada krallığın ünlü savaşçılarından biri olan Olaf Stigvason'a aşırı derecede aşık oldu. Ancak, Olaf'ın 35 yaşında, evli ve Ciri'den büyük çocuğu olması bu aşkı anlamsız kıldı. Bundan rahatsız olan Ciri, boğularak intihar etmeye karar verdi ve bunun için uygun havayı beklemeye başladı. Bir türlü istediği havayı yakalamayan Ciri uzun süren bekleyişin ardından savaşçıya olan sevgisinin üstünden geldi.[5]

Bir süre sonra, 15 yaşındaki Hjalmar an Craite'ın çocuklarla buz üzerinde oynadığını gördü. Çocuklar buzun üzerinde paten yapıp üst üste kaç defa takla atabilecekleri üzerine yarış yapıyorlardı. Hjalmar, son derece çevik ve hızlı olan Ciri'ye yenilinceye kadar rekoru elinde tutuyordu. Hjalmar, yenilgiyi kabullenemeyip Ciri'nin rekorunu kırmaya çalıştı, ancak buzun üzerine düşerek birkaç kemiğini kırdı. Yine de Hjalmar, Ciri'ye karşı öfkeli değildi çünkü tedavi sürecinde pek çok kez ziyaret edilmişti. Genç ve naif ikili, kısa süre sonra kendi aralarında "nişanlandı" ancak Crach an Craite bunu duyunca, Calanthe'nin Ciri'ye dair planlarını bildiği için, Ciri Skellige'den Cintra'ya geri dönmeden önce ikiliyi ayırdı. [8]

Kısa bir süre sonra, Calanthe Ciri'nin üçüncü nişanlanmasını düzenledi: Redanya'dan 9 yaşındaki V. Radovid. 6 ay sonra, henüz çocuklar tanışmamışken, Radovid'in babası II. Vizimir nişanı bozdu.[5]

Cintra'nın Düşüşü

1263'te, bir süredir güneyde krallıklarını işgal eden Nilfgaard İmparatorluğu Cintra'ya yürümeye karar verdi. Son direniş sırasında Ciri, büyükannesi ve soyluların birçoğu başkentte kaleye sığınarak barikat kurdu çünkü Nilfgaard askerlerinin kaleye girmelerinin an meselesi olduğu ve girdiklerinde hayatta kalamayacaklarının bilincindeydiler. Direniş sırasında kalenin içerisinde bir Nilfgaard casusu vardı ancak Calanthe ve Ciri'nin bundan haberi yoktu. Bu yüzden Calanthe, Ciri'yi askerlerinin yardımıyla kaçırmaya çalıştığında, bu casus işgalcilere haber vererek Ciri'nin kaçtığını bildirmişti.[8]

Ciri'nin korumaları Cahir Mawr Dyffryn ile Ceallach'ın adamlarına doğru koşmaya başladılar ve şehir boyunca kovalamaca yaşadılar. Sonrasında başlayan kavgada hem Nilfgaardlılar hem de Cintralılar bir bir ölürken, korkmuş Ciri attan düştü ve neredeyse bıçaklanıyordu. Korku ve şaşkınlık içinde olan Ciri, kanatlı kaskıyla kolayca ayırt edilen ve kavgadan sağ kurtulan tek kişi olan Cahir ile kendini yalnız buldu. Ciri'yi alırken bayılmadan önce çığlık atmaya başladı. Kısa bir süre sonra Cahir onunla birlikte şehirden kaçmayı başardı ama Cahir'in dilini bilmediği için hiçbir şey zihnini rahatlatmaya yardımcı olmadı. O gecenin ilerleyen saatlerinde, Ciri ondan kurtulmayı başardı.

Artık tek başına olan Ciri, bir grup kaçak onu bulmadan önce iki hafta boyunca ormanları dolaştı ve savaşın sonunda evsiz kalan çocukları alma eğiliminde olan druidler ile bir ay boyunca [9] birlikte kaldı.[7] Kısa bir süre sonra Zelinda ile tanıştı ve evlatlık alınarak Aşağı Sodden'da yaşamaya başladı. Ciri kim olduğunu ve nereden geldiğini açıklamasa da, Zelinda özellikle de artık çocuk sahibi olamadığı ve sadece oğulları olduğu için altı ay boyunca öz kızı gibi sevmeye başlamıştı. Tüm bunlar olup biterken Zelinda'nın kocası Yurga, bir yolculuğa çıkmış ve eve dönüşü sırasında saldırıya uğramıştı. Ve elbette, kendisini kurtarması için ne isteyeceğini bilemediği için Geralt tarafından Sürpriz Yasası karşılığında kurtarıldı. Yurga, 1264 yılında witcherı evine getirdiğinde ve karısının sahiplendiği beklenmedik kızı öğrendiğinde, Ciri Geralt'ı fark etti ve ikisinin kaderi bir kez daha birleşti.[7]

Kaer Morhen'de Eğitim

Ciri'yi kaderi olarak kabul eden Geralt, kızı hem saklamak hem de witcher olarak eğitmek üzere Kaer Morhen'e götürdü. Ciri yolculuk boyunca kanatlı miğferi olan bir şövalyeyi kabuslarında görmeye başladı ve Geralt, genç kız uyuyana kadar onun yanında kalıp sakinleştirmeye çalıştı. O yılın sonbaharında kaleye ulaşan Ciri, başlangıçta diğer witcherlardan korkmasına rağmen Geralt, onların da kaderinde olduğunu belirtti ve bir süre sonra onları ailesi ve arkadaşları olarak görmeye başladı. Kaleye ulaştıkları günün gecesinde, witcherlar Ciri'nin sıradan bir çocuk olmadığını öğrendiler. Susamış olan Ciri, masanın üzerinde kendisine en yakın içecek olan Ak Martı'yı witcherlar onu durduramadan önce içti. Kadim Kan'ın da etkisiyle transa giren Ciri farklı bir ses tonuyla ve anlamsız şekilde konuşmaya başladı.[9]

Bundan tedirgin olan ancak ellerinden bir şey gelmeyen Geralt, Vesemir, Lambert, Eskel ve Coën Ciri'yi bir witcher olarak eğitmeye başladılar. Eğitimler sırasında bir kez daha anlaşılmaz bir transa girdi. Üçüncü defa transa girdiğinde ise Coën ve Geralt'ın ölümüyle ilgili tutarlı kehanetlerde bulundu. Ancak daha önceki translarda olduğu gibi Ciri uyandığında hiç bir şey hatırlamadı ve witcherlar ona söyledikleri hakkında bir şey demediler.

Witcherların Ciri'ye ne olduğunu anlamak için yardıma ihtiyaçları vardı ve bu yüzden 1265'te sahire Triss Merigold'u çağırmaları gerekti çünkü Geralt, ayrılıklarından ötürü Yennefer'ı çağırmak istemedi. Aralık ayına gelindiğinde Triss Kaer Morhen'e ilerlerken, o anda 12 yaşında olan Ciri'yi Yol olarak adlandırılan ve Kaer Morhen'in çevresinde yer alan engelli koşu parkurunda koşarken gördü, ancak Ciri Eziyet bölümünü atlamaya çalışırken yere düştü ve Triss yardımına koştu. Başlangıçta tanımadığı bu yabancıdan korkan Ciri, kaleye dönmeden önce sahirenin yarasını iyileştirmesine izin verdi. Birlikte Kaer Morhen'e dönmeye hazırlanırken Triss, Ciri'nin translarından birine tanık oldu: Ciri Triss'in ölümünü öngördü, ardından yorgunluktan uyuyakaldığını söyledi.



Böylece Ciri’nin bir kaynak olduğu ortaya çıkar. Böylece Ciri önce Ellander’deki Melitele Tapınağında başrahibe Nenneke’den, daha sonra ise Yennefer’den büyü eğitimi almaya başlar.

Nilfgaard işgallerinin haberleri yayılmaya başladığında Yennefer ve Ciri, Ellander’daki tapınaktan ayrılarak Aretuza’ya doğru yola çıkarlar. Yennefer’in niyeti önce Thanedd adasındaki büyücüler toplantısına katılmak, ardından da Ciri’yi Aretuza’daki büyü okuluna kaydettirmektir. Orada diğer büyücülerin arasında farklı bir isimle, sıradan bir büyücü gibi gizlenerek güvende olacağını düşünmektedir ancak işler hiç de Yennefer’in planladığı gibi gitmez.

Büyücülerin yaklaşan savaşta hangi tarafı tutacaklarına dair görüşmeler sürerken Nilfgaard imparatoru Emhyr van Emreis için çalışan bir büyücü grubu, kuzeyli krallıkları zayıflatarak işgale zemin hazırlayabilmek için bir darbe yapma girişiminde bulunur. Bunların başında Francesca Findabair adıyla tanınan elf büyücü, Enid an Gleanna ve imparator olmadan önce dahi Emhyr için çalışan genç büyücü (bu, büyücüler arasında 100 yaşından genç demektir) Vilgefortz vardır. Adanın tehlikeli büyüleri engelleyen korumaları kaldırıldığı anda Enid an Gleanna önceden adada gizlemiş olduğu -kendilerine Scoia’tael yani Sincaplar adını veren- elf isyancıları ortaya çıkarıp ortalığı karıştırırken Vilgefortz ise çırağı Rience’e, Ciri’yi yakalaması için haber gönderir. Fakat Yennefer, Ciri’yi oradan kurtararak kaçmasını sağlar.

Bizzat Emhyr’in görevlendirdiği Nilfgaardlı suikastçi Cahir Mawr Dyffryn aep Ceallach da büyücü Vilgefortz ile işbirliği içinde Ciri’nin peşindedir. Kuş kanatları şeklindeki miğferi, Ciri’nin çocukluğundan beri kuş kanatları ile ilgili kabuslar görmesine neden olmuştur. Cahir, ortamdaki karışıklık esnasında Ciri’yi yakalar ancak Ciri almış olduğu Witcher eğitiminin sonuçlarını sergileyerek Cahir’i ağır yaralar. Öldürecek darbeyi vurmak üzereyken Cahir’in miğferi düşer, Ciri kabuslarına giren canavarı değil de bir insanı öldürmek üzere olduğunu anlayarak canını bağışlar ve önündeki tek yol gibi görünen Tor Lara’ya doğru kaçar. Yaralı haldeki Cahir, yardımına gelen Scoia’tael savaşçılarını Ciri’nin peşinden yollar fakat bu sefer de araya giren Geralt’ın kılıcına yenik düşerler. Geralt, kızı gibi gördüğü Ciri’nin uzun zamandır başına bela olan bu adamı öldürmeye kararlıyken Cahir ondan canını bağışlamasını diler. Geralt canını bağışlamak için tek bir sebep sunmasını istediğinde ise Cintra’daki katliam’dan Ciri’yi kurtaranın kendisi olduğunu söyler. Zamanında Ciri’ye yaptığı bu iyilik sayesinde Geralt’ın kılıcının ucunda ölmekten de böylece kurtulmuş olur.

Geralt daha sonra büyücü Vilgefortz ile savaşıp ağır yaralanır ve Triss Merigold tarafından Brokilon’a taşınır. Vilgefortz ise kimsenin kullanmaya cesaret edemeyeceği dengesiz bir portal haricinde hiç bir çıkışı olmayan Tor Lara’da köşeye sıkıştığını düşündüğü Ciri’nin peşinden gider. Ciri ise 0 şeyi göze alarak kendisini nereye atacağını bilmediği portalın içine atlamayı seçmiştir bile…

Geçtiği portalın dengesizliğinden dolayı Korath çölünün ortasına yüksekten düşerek çakılan Ciri, başını çarparak yaralanmıştır. Aç, susuz ve hazırlıksız bir halde kalakalmış, çölde daireler çizerek dolanmaktayken karşısına beklenmedik bir şey çıkar: Yavru bir tekboynuz. Ciri tıpkı kendisi gibi çölde kaybolmuşa benzeyen bu tekboynuza “Minik At” adını takar. Asıl adı Ihuarraquax olan tekboynuz, başta temkini elden bırakmayarak Ciri’nin kendisine yaklaşmasına izin vermemiş olsa da susuzluktan bayılan kıza kıyamaz ve boynuzuyla kazması gereken yerleri işaret eder.

Sıradışı arkadaşlıkları burada başlayan Ciri ve Ihuarraquax, birbirlerine su ve yiyecek bulmakta yardım ederek beraberce çölden çıkmaya çalışırlar. Ancak yine yiyecek aradıkları seferlerden birinde tekboynuz, bir çöl yaratığı tarafından yaralanır ve güçten düşmeye başlar. İlk başta yarasını Ciri’ye göstermek istemese de zehir vücudunu zayıflatmaya başlayınca başka çaresi kalmaz. Ciri, su kullanarak Minik At’ı iyileştirmek istediyse de etrafta yeterince su yoktur. Bu yüzden de Yennefer’in kendisine yasaklamış olduğu ateş elementinin gücünü çağırmaya çalışır ve başarır da. Ateşin gücüyle tekboynuzu iyileştirdikten sonra kendi gücünün farkına varır: Artık su bulmak için sefalet içerisinde koşturmasına gerek yoktur, çöl yaratıklarını yemek yerine ateşin gücüyle kendine yemyeşil bir vaha bile kurabilecektir.

Ülkesini yıkan, anneannesi kraliçeyi öldüren, kendisini kaçırmak isteyenlerden intikamını alacaktır bu yeni bulduğu güç sayesinde. Hayallerinde Cintra’yı yakan alevler onun ellerinde düşmanlarını yakmaya başlamıştır ve Ciri yapabilecekleri karşısında büyülenmiştir… Ta ki o alevler büyüyüp de tapınakta ona bakan yaşlı rahibe Nenneke’yi, orada rahip ve tarihçi olmak için eğitim gören çocukluk aşkı Jarre’yi, anne ve babası yerine koyduğu Yennefer ve Geralt’ı da yutana kadar. İntikam için kullanacağı ateşin sevdiklerine de sıçrayacağını farkeden Ciri, bu güçten vazgeçmek ister ancak ateşin onu bırakmaya niyeti yoktur. O, insanlardan intikam almaya yemin etmiş isyan lideri Falka'nın ’nın soyundan gelmektedir. Ve Falka, soyundan gelecek olan çocuğun dünyayı yok ederek küllerinden başka bir dünya yaratacağını kehanet etmiştir. Bu felaketi engellemek için Ciri, kendisini bir kaynak haline getiren büyü güçlerini tamamen reddederek çölde tekrar büyüsüz ve çaresiz kalır. Ancak kendisinin bilmediği bir şey, belki de bu fedakarlığın o anda hayatını kurtarmış olduğudur. Zira Ihuarraquax’ı kurtarmaya gelen tekboynuzlar arasında Falka’nın varisi olan bu çocuğun çok tehlikeli olduğu ve öldürülmesi gerektiğini savunanlar olsa da, bazıları da büyü gücünü feda ettiğini ve zaten o gücü de Ihuarraquax’ı kurtarmak gibi iyi niyetlerle kullandığını belirterek bu teklifi reddetmişlerdir.

Nilfgaard tarafından Cintra üzerinde hak elde etmek için ele geçirilmek, kuzeyli krallar tarafından ise Nilfgaard eline geçmesin diye öldürülmek istenen ve Minik At’ın da hayatındaki herkes gibi kendisini terk ettiğini düşünen Ciri, bu dönemde çölün kıyısında kendisini atın arkasına bağlayıp götüren kuş kanadı miğferli şövalyeyi bile kafaya takmayacak kadar hayattan vazgeçmiştir. Bir süre sonra kanat miğferli şövalyenin, kabuslarına giren Nilfgaard’ın Kara Şövalyesi olmadığı anlaşılır. Kendisini kaçıran Nilfgaard şövalyesi yolda karşılaştıkları başka bir şövalye tarafından öldürülünce, beraberinde bulunan köle tüccarları Ciri’yi İmparator’a kendilerinin de satabileceğine kanaat getirir ve hazır Nilfgaard ile iş yapmışken, imparatorluğun kellesine ödül koyduğu başka birini de aradan çıkarmak isterler.

O zamanın Robin Hood'u diyebileceğimiz  Sıçanlar çetesinin lideri Giselher yakalanmıştır. Onu da Ciri’yle birlikte imparatorluğa satmak üzere almak için Glyswen kasabasındaki bir hana giderler. Burada Giselher, Ciri’yi kendisini kurtarmasının tek yolunun ona yardım etmesi olduğuna ikna eder ve hancıdan bir bıçak istemesini tembihler. Ciri denileni yapar ve Giselher’in bağlarını keserek onu serbest bırakır. Bu sırada hana saldıran Sıçanlar'da içeride hancı dahil olmak üzere herkesi öldürürler. Ciri’yi ise hem Giselher’e yardım ettiğinden dolayı, hem de kendileri gibi Nilfgaard tarafından avlanan bir kaçak olduğu için öldürmeyip yanlarına alırlar. Sıçanların sorgusuz sualsiz öldürdüğü hancıyı uyaramamış olmak Ciri’nin en büyük pişmanlıklarından biri olacaktır ancak şimdilik hayatını kurtarmış olan bu gruba katılmaktan başka çaresi olmadığına kanaat getirir. Aralarına katılmış olmasına rağmen katil ve soyguncu olduğunu düşündüğü kişilere gerçekte kim olduğunu açıklamak istemez, zaten açıklasa da inandırıcı bulacaklarını düşünmemektedir. O yüzden ona bir takma isim sorduklarında aklına ilk gelen elfçe kelimeyi söyleyiverir: Gvalch’ca

Ancak bilmeden kendine verdiği bu isim “Falka” demektir ve Ciri böylece anlar ki büyüsünü feda etmesine rağmen kaderinden kaçmak o kadar da kolay olmayacaktır.

Bu sırada artık Sıçanlar'a katılmış olan Ciri bir süre onlarla birlikte kaçak hayatı sürmektedir. Giselher’in eski bir arkadaşı olan tüccar Hotsporn onlara tüccarlara dokunulmazlık sağlayan işaretleri sızdırmakta, karşılığında ise (kimi zaman suikaste kadar varabilen) görevler istemektedir. Giselher önderliğindeki Sıçanlar bu duruma pek aldırıyor gibi görünmese de Ciri’nin vicdanı rahat değildir. Yine bu görevlerden birinde, o bölgede kendilerine dokunulmazlık sağlayacak olan dövmelerini yaptırırken (ki bu sırada Ciri, sevgilisi Mistle ile birlikte baldırının iç kısmına bir gül dövmesi de yaptırmıştır) Hotsporn onlara farklı bir teklifle gelir: Nilfgaard imparatoru, Cintra kraliçesi Cirilla ile evlenecek olmasının şerefine genel af ilan etmiştir ve eğer Sıçanlar, tüccarlar loncasına (yani bizzat kendisine) çalışmayı kabul ederse karşılığında aftan yararlanmalarına yardım edecektir. Bunu duyan Ciri küplere biner ve adamı yalancılıkla suçlar. O kendini bildi bileli Nilfgaard’dan kaçıp sefalet içinde yaşarken, onun kimliğini çalmış başka birinin “Cintra Kraliçesi” olmasına dayanması mümkün değildir. Üstelik bu sahte kraliçe, ailesini öldüren Nilfgaard imparatoruyla evlenecektir! Hakkının gasp edilmesine bir dur demeye karar veren Ciri, Mistle’a aftan yararlanmasını ve onu almaya geri geleceğini söyleyerek Hotsporn’la birlikte yola çıkar. Bu sırada fareler de kendilerini avlamak için Baron Casadei tarafından tutulduğu söylenen ödül avcısı Bonhart’ı öldürmek için Haset Köyüne doğru yola çıkarlar.

Hotsporn yolda Ciri’yi aftan yararlanması ve arkadaşlarını ele vererek kendini kurtarması için ikna etmeye çalışır. Hatta Mistle’ı iğrenç ve doğadışı yönelimlere sahip olduğundan dolayı Ciri’ye göz koymakla suçlar. Haset Köyü'ne giderse kesinlikle öleceğini ve Sıçanları unutmasını söyleyerek kendisiyle gelmesini teklif eder. Bu sırada soyguncularla karşılaşırlar ve atlarını kaybederler. Ancak Hotsporn, büyülü bilekliği sayesinde atını istediği zaman çağırabilmektedir. Ne var ki, kendisi de bir ok ile yaralanarak kan kaybından ölür. Ciri bilekliği alarak atı çağırır ve ona Kelpie adını verir. Kelpie’ye atlayan Ciri, Cintra’dan vazgeçerek Mistle’ı kurtarmak için Haset Köyü'ne doğru döner. Orada arkadaşlarına bir tuzak kurulduğunu anlamıştır, anlamadığı şey ise tuzağın neden bir ordu asker yerine tek bir adamdan oluştuğudur. Ta ki o adamla tanışana dek…

Sıçanlar büyük bir öz güvenle Haset Köyü'ne gider ve hanın önünde kelle avcısı Bonhart’a meydan okurlar. Bonhart uzun boylu zayıf bir adamdır. Bir elinde ekmek, öbüründe soyulmuş bir yumurta bulunduğu halde meydana çıkar ve onlarla alay edercesine teslim olmalarını ister. Sıçanlar teslim olmak yerine saldırmayı seçerler ve Ciri köye vardığında hepsini ya ölmüş ya da ölmek üzeredir. Ciri ile Bonhart ile savaşırlar; Ciri Witcher eğitimi sayesinde Bonhart’a arkadaşlarının tamamından daha uzun süre direnmeyi başarabilmiştir. Bonhart Ciri’nin kılıç kullanmadaki yeteneklerinden etkilenir ve Ciri’ye eğitimini kimden aldığını sorar. Ciri cevap vermez. Bonhart onu etkisiz hale getirdikten sonra bir kazığa bağlar ve gözlerinin önünde can çekişen Fareler’in kafalarını keser. Arkadaşlarının vahşice katledilmesinden sonra cesareti kırılan Ciri’yi bir köpek gibi tasmalayıp Esterhazy adlı bir demirciye götürür.

Demirci, Bonhart’ın pek de hoşuna gitmeyen pek çok silahtan sonra, benzersiz bir kılıç sunar onlara. Üzerinde elf sembolleri olan, orjinal gnome yapımı, siyah çelikten bir kılıç. Kabzasında yıldırım çarpmış bir kule vardır ve kulenin tepesinde de bir kuş sembolü… “Kırlangıç” der Ciri, “Zirael. Benim adım.” Demirci de ona kabzadaki sembollerin anlamlarını açıklar: Yıkılan kule kaos ve yıkımı temsil etmektedir, kırlangıç ise umudu. Ve kaderinde olanı gerçekleştirmesini dileyerek kılıcı ona verir.

Ciri’yi söz verdiği üzere Baron Casadei’ye vermekten vazgeçen Bonhart, onu bir arenada dövüşmeye ve uyuşturucu kullanmaya zorlar. Baron Casadei, Falka’nın kendisine söz verildiği halde teslim edilmemesine öfkelenerek arenaya adamlarını yollasa da Bonhart kızı vermez ve çok istiyorlarsa adamların arenada dövüşerek onu alabileceklerini söyler. Ciri ise adamların kendisini almasına izin vermeyecek ancak kendisinin de Bonhart’tan asla kurtulamayacağını anlayarak intihar etmeye çalışsa da başarılı olamayacaktır.

Bonhart Ciri’nin kim olduğunu öğrendiği zaman onu Baykuş olarak da bilinen Stefan Skellen’e satarak iyi bir kar elde edebileceğini düşünür. Unicorn adlı kasabada buluşma ayarlarlar. Bu sırada Skellen, Vysagota’nın çırağı Rience’i yakalayıp konuşturmuş ve onların da Ciri’nin peşinde olduğunu öğrenmiştir. Ciri Rience’i hatırlar. Çöle açılan geçide atladığı sırada peşinde olanların arasında o da vardır. Rience, Yennefer’e “bu eller ve bu parmaklarla” işkence ettiğini ve aynısını kendisine de yapacağını söyleyerek Ciri’yi tehdit etmeye çalıştığında Bonhart ona ellerini kaybetmek istemiyorsa dikkatli olmasını söyler. Skellen, Rience ve Bonhart pazarlığa otururlar. Skellen, Bonhart’ın amaçları konusunda şüphecidir ancak Rience kızın kim olduğunu öğrendikten sonra değerini fark ettiği kanısındadır.

Konuşmaya xenophone ile dahil olan Vilgefortz, kızın Kadim Kan'dan olduğunu ve onun kanından gelenin dünyayı yöneteceğini anlatarak sadece plasentasına ihtiyacı olduğunu söyler. Daha sonra kızla ne yapacakları onlara kalmıştır. Ayrıca Vilgefortz, Bonhart’a 2000 Florin, Stefan Skellen’e de İmparatorluk Gizli Servisi’nin başına geçme imkanını teklif eder. Ancak önce Baykuş’un adamlarının içindeki Gizli Servis köstebeğini ortaya çıkaracağını söyler. İfşa olacağından korkan Neratin Ceka da Baykuş’un zihin okuyucusu Kenna’ya İmparator adına çalıştığını açıklayarak kendisine yardım etmesini ister. Yardım etmeyi kabul etmezse Baykuş’un yaptığı vatan hainliğine ortak olanlarla birlikte cezalandırılacağını söyler. Kenna, Neratin’in isteğini reddetse de içi rahat etmez. Kararından emin olmak için Ciri’nin zihnini okuyarak onun kim olduğunu anlamaya çalışır ancak Ciri zihnine yapılan bu saldırıya karşı koyar.

Kelpie’ye atlayarak uzaklaşırken Rience, Bonhart ve Skellen de hemen arkasındadır. Skellen, Orion diye de anılan ninja yıldızını fırlatarak yüzünde devasa bir yara açtığında, kanlar içinde kalan Ciri atından düşecek gibi olsa da son anda toparlanarak Kelpie’nin boynuna sarılır. Düşmanları arayı kapatmalarının an meselesi olduğunu zannetseler de, Kelpie sıradan bir at olmadığını ispatlarcasına kapıların üzerinden atlayarak geçerken karnı kapının üstündeki sırıkların ucuna değmemiştir bile.

Skellen, Bonhart ve Rience, Ciri’yi takip etmek için peşi sıra ormana dalarlar. Bu sırada kovalamacaya köylüler de ellerinde meşaleleriyle katılmaya başlamıştır. Lakin şafak vakti geri döndüklerinde elleri boş, gözleri ise korku doludur. Kasabanın merkezindeki samandan tekboynuz, bir ejderhaya dönüşüp atları korkutmuş, gökyüzünde iskelet atlarını süren alevler içindeki şövalyeler kara kısrağın izlerini silerken gece boyunca ölümün habercisi

Banshee’nin çığlıkları duyulmuştur. İz sürücülerin söylediğine göre atın izleri kesilmiş, adeta binicisiyle birlikte sırra kadem basmıştır.

Gece yarısından hemen önce korkunç bir fırtına bastırır; kırılan dalların sesi, çatılarda tangırdayan kiremitlere karışırken korkunç uğuldamalar, çığlıklar ve ağıtlar yankılanmaktadır. Bulutlar bile bir tuhaf, dörtnala koşan atlar ve tekboynuzlara benzeyen şekiller alır. Rüzgâr bir saat sonra aniden kesilir ama sessizlik gelmez. Ölümü simgeleyen çoban-aldatan kuşlarının çığırtıları doldurur geceyi. Bir Banshee çığlığı yükselir, gökte ateşten gözleri ve iskeletten binekleriyle Vahşi Av belirir. Zaman zaman Vahşi Av'ın ortaya çıktığı ve can aldığı bilinir. Fakat bu olay on yıllardır bu kadar korkunç bir şekilde gerçekleşmemiştir: Novigrad’da yirmi kişi o gece sırra kadem basar.

Sıradan insanların bu ekinoks olayı için birçok açıklaması mevcuttur. Skellige adalarında kimileri bu olayların kıyamet alameti olduğunu söyler: Karanlık ve aydınlık arasındaki son savaşın habercisidirler. Kimileri ise hayalet savaşçıların ordularının kapıda olduğunu iddia eder. Lakin daha bilgili insanlar bilir ki bu korkunç deniz fırtınaları bir ölümün habercisidir aslında: Cintra ve Skellige hükümdarlarının kanından gelen birinin ölümünün.

Pek az kişi bu olayların gerçek sebebini bilir, daha da azı bunların tek bir kişiyle bağlantısını kurabilecek bilgiye sahiptir. Ve o kişilerden üç tanesi o gece aynı çatı altıdadır: Ellander’deki Melitele tapınağında. Başrahibe Nenneke, kâtip Jarre ve Triss Merigold, Ciri’nin ölümünü gördükleri korkunç bir kâbustan uyanırlar.

Güneyde, Melitele tapınağından çok uzaklarda yaşlı münzevi Vysogota da sebebini bilmeden uykusundan uyanır. Hatırlamadığı kâbusu yüzünden tekrar uykuya dalmak yerine bataklığın kıyısındaki tuzaklarını kontrol etmeye gider. Havaların her geçen yıl daha da soğumasından şikayet edip kimsenin elf kehanetlerini ciddiye almadığından yakınırken önce çoban-aldatanların çığlığını, sonra ise bir atın kişnemesini duyar. Merak duygusu temkine ağır basınca sesin kaynağına doğru gider, kapana kısılmış siyah kısrağı ve hemen arkasında duran cesedi görür. Cesedi ilk başta genç bir oğlana ait sansa da sonra sırt üstü çevirince görür ki bu ne bir ceset ne de bir oğlan çocuğudur. Acı içinde inleyen kızı hemen kulübesine taşır, yaralarını bandajlar ve onu iyileştirmek için iksirler hazırlamaya başlar. Hayatta kalma ihtimali pek zayıf da olsa kız güçlü çıkmıştır. Bir çığlık onu hafif uykusundan uyandırdığında, yere düşmüş olan hastasının bandajlı yüzünü açmaya çalıştığını görür.

Kendi kendine yemek yiyebilmeye başladığında Ciri, Vysogota’nın yanından ayrılmak istediğini söyler. Zira peşindekilerin hâlâ onu arıyor olduğunu tahmin etmektedir; yaşlı adam ise bunu zaten biliyordur. Ciri uykusunda sayıklarken kendisini Falka olarak tanıtmıştır ve Vysogota’nın Bonhart’ın adamı olup olmadığını sorgulayıp kılıcını istemiştir. Burada şimdilik güvende olduğuna ikna olduktan sonra Ciri, bandajlarını çıkarıp yüzünü görmek istese de Vysogota başta buna razı olmaz. Zira yarası derin, enfeksiyon kapmış ve şişmiştir. Genç bir kız için kendi yüzünü bu halde görmenin yıkıcı olacağını düşünmüştür fakat Ciri ısrar eder. Sonuç gerçekten de yaşlı adamın tahmin ettiği gibi olur, Ciri hiçbir şey söylemese de Vysogota, onun sessizce ağladığını duyar.

Vysogota ile konuşurken kendisini ekinokstan dört gün sonra bulduğunu öğrenen Ciri, yaşlı adamın günleri karıştırdığını düşünür. Çünkü ekinoks gününde yaralanmıştır ancak yaşlı adam söylediğinde diretir. Ciri ekinokstan üç gün sonra yaralanmış olmalıdır. Birkaç saatlik bir yara ile üç günlük yarayı ayırt edemeyecek durumda olmadığına inanır. Zira aslında kendisi Corvolu Vysogoto idir, bir cerrah ve simyacı. Oxenfurt üniversitesinden ve sonrasında Nilfgaard’dan kâfirliğe varan fikirleri nedeniyle kovulduktan sonra bu bataklıkta inzivaya çekilmiştir.

Ciri, Vysogota’nın hikâyesini dinledikten sonra ona kendi hikâyesini anlatır. Thanedd’de portala atlaması, çölden kurtulması, Farelere katılması, Bonhart tarafından işkence edilmesi ve arenada dövüşmeye zorlanması, kaçışı ve yaralanışı… Vysogota da ona Thanedd adasında kullandığı geçidin Tor Lara olduğunu söyler: Martılar Kulesi. O kulenin Tor Zireael’e yani Kırlangıç Kulesi’ne açılması gerekir. Ancak kuledeki geçit hasarlıdır ve onun yerine geçtiği zaman Ciri’yi bir çöle fırlatmıştır. Ancak Tor Zireael’i bulabilirse, Thanedd adasına geri dönebilir ve düşmanlarını başından savabileceğini fark eder. Vysogota ve Ciri, eski elf kaynaklarını araştırmaya koyulurlar ve kulenin eski kitaplarda yüzgöller olarak geçen, zamanımızda ise Mil Trachta’ya tekabül eden yerde, Kelpie’nin hızıyla altı haftada ulaşılabilecek bir mesafede olduğunu bulurlar.

Gücünü toplayan Ciri, Tor Zireael’i bulmak üzere yola çıkar ve haftalar sonra göle vardığında Bonhart ve beraberindekiler de ona yetişir. Kimileri Ciri’nin gücünden korkarak firar ettiğinden sislerle kaplı donmuş göle varanlar on kişiden ibarettir. Ciri, sisten ötürü görüşleri çok zayıf olan Bonhart ve adamlarının yanından rüzgâr gibi geçer. Bir zamanlar Vysogota’nın kızına ait olan buz patenlerini giyen Ciri, Skellige’de geçirdiği kışlar sayesinde ustalıkla kaymaktadır buzun üzerinde. Düşmanları ise buzda kayıp düşme riskinden dolayı olabildiğine yavaş hareket etmeye çalışır. Ciri, hiçbir şey göremeyen adamları birer birer avlarken ancak birbirlerinin ölüm çığlıklarını duyarlar. Kendilerini korumaya çalışırken savurdukları silahları ancak birbirlerini öldürmelerine sebep olur. Kendi yaptığı ateş büyüsünün buzu eritmesiyle suya düşen ve umutsuzca buza tutunan Rience, karşısında onu görür. “Bana acıyı ‘bu parmaklarla’ öğretecektin, hatırladın mı?” diye sorar Ciri. Ve patenleriyle hızla uzaklaşırken sulara gömülen Rience’ten geriye hala buza tutunmakta olan sekiz parmağı kalır yalnızca.

Bonhart diğerleri kadar kolay lokma olmaz. Ciri’ye doğru gelirken, Ciri onunla savaşmaya çalışmaz; zira adamdan hâlâ korkmaktadır. Onu ancak kulenin kurtaracağını düşünür. Kuleye yaklaştığında sisler kalkar ve Bonhart’ın muzaffer bağırışı duyulur zira aslında ortada bir kule yoktur; Ciri köşeye sıkışmış ve savunmasızdır. Bonhart atağa kalktığında sisler bir araya gelir ve Ciri’ye kendini siper eden bir tekboynuza biçim verirler. Ardından sislerden başka şekiller meydana gelmeye başlar: Biniciler. İskelet atlarının üzerinde, kabuslardan fırlamışçasına parlayan gözleri ve paslanmış zırhlarıyla çıkagelirler ve Bonhart, zihninde ona seslendiklerini duyar. “Çekil, ölümlü! O sana değil, bize ait.” Bonhart cesur olsa ve hayalet atlılardan korkmasa da atı o kadar da cesur değildir. Ödü patlayan hayvan dörtnala kaçarak Bonhart’ı da beraberinde sürükler ve ikisi, kırılan buzun içine düşerler. Bonhart bıçaklarını buza saplayıp inanılmaz bir efor sarf ederek kendini yukarı çekerken kule gözlerinin önünde belirir. Ciri, Kelpie ile birlikte kuleye girerek gözden kaybolur.

Kulenin içi Ciri’ye Kaer Morhen’i hatırlatır. Karanlığa doğru yürürken önünde kapılar belirip kendiliğinden açılırlar. Bir kapının ardında Vilgefortz tarafından yakalanmış Yennefer’in işkence çektiğini görür, bir diğerinde Triss’i, Başrahibe Nenneke’yi, Mistle’ı… Fringilla Vigo ile Geralt’ı birlikte gördüğünde utanç ve üzüntüyle başını çevirir. Bir sonraki kapıda Vysogota’yı görür ve onunla konuşur. Vysogota ona ekinokstan sonraki kayıp günlerin nereye gittiğini anlatır, Korath çölünde nasıl hayatta kaldığını ve nasıl düşmanlarının gözü önünde aniden yok olabildiğini… Damarlarında taşıdığı Kadim Kan, ona zaman ve mekanı kontrol etme gücü vermektedir. Ona inanılmaz bir gücü olduğunu ve değersiz suçluların onu kendi amaçları için kullanmasına izin vermemesini öğütler; ve böylece son vedalaşmalarını yaparlar. Zira Vysagota, Ciri gittikten kısa süre sonra evinde ölmüştür. Ciri bir sonraki kapıya bakar: Işık. Kör edici ışık vardır. Gölün kenarından çiçek kokuları gelir burnuna, hafif bir rüzgâr sisleri dağıtır. Etrafta bir bahar sıcaklığı vardır. Göl kenarındaki bembeyaz atlara bakan Ciri, bunların at değil tek boynuzlular olduğunu fark eder bir an sonra. Fakat bu Ciri’yi şaşırtmaz, artık şaşırabileceği bir şey kalmamıştır. Uzaklardan bir flüt sesi duyar ve o sese doğru yaklaşır. Sarı saçları, badem şeklindeki iri gözleriyle bir elf, melodisini bitirerek sorar kendisine: “Neden bu kadar geciktin?”

Kuleden çıktığında Ciri’yi kısaca Avallac’h olarak da bilinen Crevan Espane aep Coamhan Macha adında bir elf karşılar. Ciri’nin babasının elflerden çaldığını iddia ettiği Lara Dorren’in genlerini geri istediğini belirtir; ancak Ciri babasının adının Cregennan değil Duny olduğunu söyler. İşin aslındaysa Cregennan adındaki insan büyücü zaman-mekanda yolculuk yapma yetisine sahip elf Lara Dorren ile evlenerek Lara’yı elflerden “çalmış”tır ve Ciri de onun soyundan gelen son kişidir. Bu yüzden de elfler Ciri’nin kendi kralları olan Auberon’dan bir çocuk yaparak Lara’nın genlerini elflere geri vermesini talep etmektedirler. Bir zamanlar insanlar, dünyalar arasında geçebilme yeteneğine sahiptir ve gittikleri dünyalarda yol açtıkları sorunları düşünmeden, dünyaları yok ederek ilerlemişlerdir. Daha sonrasında gelişen Kürelerin Birleşimi olayıyla birlikte ulaşılabilecek dünya sayısı artmıştır ancak dünyalar arasında geçiş yapma yeteneğine sahip kişi sayısı ciddi ölçüde azalmıştır. Kendi ailesinin de üzerinde yaşadığı dünyanın yok olmanın eşiğinde olduğunu ve insanların dünyasını tehdit eden Ithilinne’in Kehaneti’ni öğrenen Ciri, Elflerin Ard Gaeth’i -yani Ulu Geçit’i açıp elfleri ve insanları kurtarma amaçlarını öğrenince razı gelir. İstemeyerek de olsa kraldan çocuk yapmayı kabul eder.

Avallac’h ile olan konuşmaları sırasında bir tekboynuz sürüsü yanlarına yaklaşır ve Ciri’ye kim olduğunu sorar. Elfler tekboynuzluların varlığından dolayı tedirgin olsa da hızla uzaklaştıklarında gardlarını düşürürler. Elflerin gardı düşünce iki farklı sürü belirir ve Ciri’ye telepatik bir şekilde seslenirler. Tepelerden bir tabur elf binici geldiğindeyse tekrar uzaklaşmak zorunda kalırlar. Gelen elf binicilerinin lideri Yaban Av’ın kralı, kızıl binicilerin lideri, tekboynuzlular arasında Atmaca olarak da bilinen, Eredin Breacc Glas'tır. Ciri'nin güvenini kazanmaya çalılam Eredin, Auberon’la çocuk yapsa da elflerin onu bırakmaya niyeti olmadığını genç kıza itiraf eder ve elf kralının onunla birlikte olmasını sağlayacak bir iksir verir. Zamanın elflerin dünyasında farklı bir hızda geçtiğini ve tanıdığı herkesin çoktan ölmüş olduğunu iddia eder. Ciri inanmayınca da Yaban Av tarafından kaçırılıp seneler sonra ortaya çıkan insanları örnek göstererek onu geri dönmeye çalışmaktan vazgeçirmeye çalışır.

Ciri Auberon’la çocuk yapmayı dener ancak başarılı olamazlar. Bunun üzerine Eredin’in verdiği iksiri Auberon’a verir. Auberon ona kendisi ya da Avallac’h’ın laboratuarı arasında bir seçim yapması gerektiğini, eğer çocuğu doğal yollardan yapamazlarsa Lara’nın genlerini başka yollarla ondan alacağının gözdağını verir. Aynı zamanda ailesi bildiği Yennefer ve Geralt’ın öldüğünü anlatan bazı görüler gösterir. Kendi rüyalarında da benzer şeyler gören Ciri, bunun üzerine kaçıp ailesini kurtarma konusundaki kararını netleştirir. Kelpie’ye atladığı gibi Auberon’un yanından kaçan Ciri kısa sürede büyülü bariyere ulaşır ancak bariyerin ötesine geçmesinin bir yolu yoktur. Bu kaçışı sırasında kızıl yeleli bir tekboynuz tarafından takip edildiğini fark eder. Tekboynuz onu durdurmaya çalışırken hafifçe yaralar; biraz sonra ise diğer yanında başka bir beyaz tekboynuz belirir. Ciri bu beyaz tekboynuzluyu tanır: Zamanında hayatını kurtardığı ve “küçük at” adını verdiği Ihuarraquax’ın ta kendisidir.  Artık büyümüş olan Ihuarraquax, tekboynuzluların Ciri’ye yardım etmek istediklerini söyler. Ciri başta bu teklife şüpheyle yaklaşır çünkü etraftaki herkesin Ciri’nin güçlerini kendi çıkarları için istediğine şahit olmuştur. Ancak tekboynuzlar Tilki ve Atmaca'ya diğer dünyalara kapı açma gücü vermemesi gerektiğini söyler. gerektiğini söylerler ve bu dünyadan kaçması için kendilerinin de sahip olduğu bu gücü nasıl kontrol edeceğini öğretmeyi önerirler. Bununla birlikte son şüpheleri de silinen Ciri, Ihuarraquax’ın da kendisiyle birlikte gelmesi şartıyla teklifi kabul eder.

Bütün bunlar olurken Ciri’nin Eredin’den almış olduğu iksiri içen Auberon ölür; Ciri ise tekboynuzlulardan öğrendiklerini uygulamaya koyarak şehirden nehir yoluyla kaçmak için bir kayık bulur. Kaçışını engellemeye çalışan Eredin’le nehrin üzerinde, kayıkta dövüşürler. Dövüş sırasında Ciri Eredin’i elf kralını öldürmekle suçlar, Eredin ise bu suçlama karşısında şaşırmış görünür. Dövüş esnasında arkasında kalan alçak köprüyü göremeyen Eredin kafasını çarparak düşer, Ciri’ye onu bacağından yaralayacak açığı verir. Hayatını kurtarmak için suya atlamaktan başka çaresi kalmayan Eredin, Ciri’yi durdurmakta başarısız olarak kıyıya çıkmak zorunda kalır.

Kayıktan indiğinde Ciri’ye Ihuarraquax eşlik ederek yol gösterir. Ormana girip dar bir geçitten ilerleyen ikili, ayaklarının altında çatırdayan kemikleri hisseder ve buranın toplu bir mezar olduğunu fark eder. Göz alabildiğince kemiklerle dolu mezardaki kafataslarından birini kaldıran Ciri, bunun bir insana ait olduğunu anlar; zira elflerin köpek dişleri yoktur. Ihuarraquax’tan bu katliamın sorumlusunun Tilki ve Atmaca olduğunu, elflerin aslında onlara ait olmayan bu dünyayı ele geçirdiklerini öğrenir. Zamanında Ard Gaeth’i tekboynuzluları kullanarak açmışlardır ve aynı şeyi yapmak için şimdi de Ciri’yi kullanmaya çalışmaktadırlar. Ciri kandırıldığını böylece anlar. Ihuarraquax’ın yardımıyla zaman ve mekanda bir sıçrama yapmayı başarır; gökyüzüne baktığında tanıdığı yıldız ve takım yıldızları görür ve kendi dünyasında olduğunu anlar. Ancak mekan ve zaman doğru değildir. Doğru anı tutturmak için defalarca farklı zaman ve mekanlarda sıçrama yaparlar. Bir keresinde Gölün Hanımı Nimue’ye görünürler; gölün kuruduğu ve ağaçların yandığı bir zamanda ortaya çıkarlar; gökte iki ayın olduğu bir mekana ayak basarlar… Dearg Ruadrhi onlara yetiştiğinde Ihuarraquax öne atılır ve Ciri’ye kendini kurtarmasını söyler; Kelpie ile dört nala kaçan Ciri, zaman ve mekanlar arasındaki seyahatlerine tekboynuz olmadan devam etmek durumunda kalır.

Ciri’nin zaman ve mekandaki bu maceraları oldukça çeşitlidir: Bir seferinde Vizima’da bir astronoma denk gelir ancak adam şaşkınlıktan konuşamaz. Ciri yanlış yerde çıktığını düşünerek başka bir sıçrayış yapar. Bu sefer farklı bir teknik deneyerek Geralt’a konsantre olmaya çalışır ve kendini karlı bir dağ tepesinde, bir kar fırtınasının içinde bulur. Yine yanlış geldiğini düşünerek burayı da terk eder; lakin sadece birkaç dakika sonra Angouleme, Kelpie’nin nal izlerini Geralt’a gösterir. İzler biraz ilerleyip bir anda yok olmaktadır. Kaderin bir cilvesi sonucu baba-kız birbirlerini sadece birkaç dakikalık bir farkla kaçırmışlardır. Bir sonraki seferde Ciri ve Kelpie kendilerini sineklerin her yere yapıştığı, cehennemvari bir mekanda bulurlar ve vakit kaybetmeden tekrar sıçrayarak Nilfgaard’da ortaya çıkarlar. Ancak bilmedikleri şey cehennemvari dünyada Ciri’nin üzerine yapışmış sineklerden birinin Nilfgaard’daki farelerden birinin derisine yuva yaptığıdır. Fare, Kuzey Krallıkları’na giden Catriona adındaki bir gemiye binince Krallıklar’ın bildiği en ölümcül vebalardan biri olan Kızıl Ölüm ya da Catriona adıyla bilinen hastalık yayılır; birçok kişinin ölümüne sebep olur. Bir sonraki durağında tabelasındaki yazıları okuyamadığı bir hana rastlayan Ciri, tabeladaki kedi resmine ithafen buraya “Kara Kedi” adını verir. Hancı kadın Ciri’ye yaklaştığında genç kız ağzını işaret edip karnına vurarak aç olduğunu anlatır ve gömleğinin gümüş düğmelerinden birini sökerek kadına uzatır. Eli diğer düğmeye de uzanacakken kadın onu durdurur ve ona yemek ile şarap getirir. Ciri birbirlerinin dilini anlamadıkları Le Chat Noir  hanının sahibesine vücut diliyle teşekkür ederek oradan ayrılır. Bir sonraki sıçrayışı onu bir gölün ortasına getirir; gölün ortasındaki kulenin terasındaysa iki kadın vardır:

Gölün Hanımı Nimue ve yardımcısı kahin Condwiramurs. Bu sefer genç kıza yardım etme fırsatını kaçırmayan Nimue, büyülü bir geçit çağırarak Ciri’ye kaderiyle karşılaşmak için geçitten geçmesi gerektiğini söyler. Yine şüpheciliğe kapılan Ciri’nin tereddütünü “Pavetta’nın kızı” ve “Witcheress” diye hitap edişiyle silip atan Nimue, böylece genç kızın güvenini kazanır. Ciri, Gölün Hanımı’na da teşekkürlerini sunar ve kaderiyle yüzleşmek için geçitten geçer…


The Witcher 3: Wild Hunt

Tw3 journal ciri.png

Günlük Kaydı

Cirilla Fiona Elen Riannon - Ciri hakkında ne söyleyebilirim ki? Ona kısaca Ciri dediğimizi, 1251'de doğduğunu, kül rengi saçları ve yanağında bir yara izi olduğu mu?
Bunların hepsi doğru ve bahsettiğim kişi de oldukça yakından tanıdığım, yıllar yıllar önce ilk kez gözüme çarptığında aslında sahip olduğu olağanüstü benliği katiyen göstermeyen ve sıradanlıkla da bağdaştırılamayacak bir duruş sergileyen kişinin ta kendisi.
Çünkü Cirilla aynı zamanda oldukça maharetli bir witcher, birçok tahtın kadın varisi, Kadim Kan'ın son taşıyıcısı, müstesna bir sihir yeteneği bahşedilmiş kudretli bir Kaynak ve Uzay ve Zamanın Hanımı. Saç rengi ve doğum tarihi biraz... tesadüfi gibi, haksız mıyım?
Size onun Geralt'ın evlatlık kızı olduğunu da söyleyebilirim fakat böyle yapmak kaba bir basitleştirme olur. Ciri bundan çok daha fazlasıdır. Ciri, Geralt'ın Kaderi, onun Beklenmedik Çocğu, witcherımıza Kader'in en karmaşık ağlarıyla bağlı birisi.
Asırlık witcher geleneğini takiben, Geralt Ciri'yi Kaer Morhen'e götürdü ve Ciri o zaman Geralt'ın himayesi altına girdi. Geralt ve Vesemir, Kaer Morhen'da Ciri'yi profesyonel canavar avcısı olma yolunda eğittiler. İşte o zaman, Ciri'nin büyü yetenekleri ilk kez ortaya çıktı ve onun bir Kaynak olduğunu öğrendiler.
Ciri'nin kabiliyeti aynı zamanda bir lanetti de. Bu yetenek yüzünden gün gelecek bütün dünyadan saklanmak zorunda kalacaktı. Hatta Geralt'tan bile...
Ciri'nin biyografisinde büyük bir sır vardı. Öz babası, Nilfgaard imparatoru Emhyr var Emreis'ten başkası değildi. İmparatorun sözleri, Geralt'ın aklında dolanan tüm korkuları doğruluyordu. Ciri ölümcül bir tehlikeyle yüz yüzeydi, yolundan asla sapmayacak Vahşi Av, peşindeydi.
Yennefer, Vahşi Av'ın neden Ciri'yi istediğini açıkladı: Eredin, onun Kadim Kanı'ndaki gizli gücü arzuluyordu. Ayrıca, Geralt'a Ciri'nin savaşın yıktığı Velen ile birlikte, dünyadaki en büyük şehit Novigrad'da da görüldüğünü söyledi.
Ciri'nin Karga Tüneği'nde zaman geçirdiğine dair haberler doğruydu. Orada, Kanlı Baron olarak da bilinen yerel bir savaş beyi Philip Strenger'ın konuğuydu. Bu adam, şiddet çağrıştıran lakabına rağmen, Ciri'ye nezaket ve saygı ile davranmıştı.
Görünen o ki, Ciri, Velen'de geçirdiği zaman sırasında bataklıkta bir çeşit cadı yada cadılar grubu ile çatışmaya girmişti.
Geralt, Ciri'nin bataklıkta başına gelenleri, korkutucu Kocakarılar'ın ağzından öğrenmişti. Kendi başının çaresine bakmayı herkesten daha iyi bilen Ciri bile, bu güçlü varlıkların elinden sağ salim kaçmayı başardığı için şanslıydı.
Uroboros'un Maskesi'nin ortaya çıkardığı görüler, her şeyi açıklığa kavuşturdu: Ciri, Ard Skellig'deki büyülü afette pay sahibiydi. Daha da önemlisi, Skellige'de olduğunu teyit ediyordu -ve büyük bir tehlikeden kaçtığını da..
İmparatorun, Ciri'yi takip edenler hakkında verdiği bilgilerin doğruluğu, bir ceset sayesinde ispatlanmıştı. Bu ceset bir Vahşi Av savaşçısına aitti. Süvariler, gerçekten de Ciri'nin izindeydi.
Sonradan anladım ki Ciri'yi Şerefsiz ile görüştürmek, en parlak fikirlerimden biri değildi. Kendimi savunmak adına söyleyebileceğim tek şey, içinde bulunduğu durumun, en riskli planı bile hiç bir şey yapmamaktan daha iyi gösterecek kadar tehlikeli olduğuydu.
Sayısız macera ve talihsizlikten sonra, Geralt, Ciri'yi Sisler Adası'nda buldu. Geralt, uyuduğu odaya girince, Avallac'h'ın yaptığı koruyucu büyü, kaderlerinin buluşmasına dayanamayıp çözüldü. Geralt, üvey kızına yıllar boyu süren arayıştan sonra kavuşmuştu. O an hissettiği mutluluğu tarif edecek bir kelime yoktu.
Avallac'h'ın Ciri Kaer Morhen'e ayak basar basmaz Vahşi Av'ın da işgâle başlayacağı yönündeki tahmini doğru çıktı. Mevcut olan herkes onu korumak için hiçbir çabadan kaçınmadı. Nihayetinde, onları koruyan kişi de Ciri oldu, taşıdığı Kadim Kan'daki saf kuvvet, dizginlenemeyen bir güç patlamasına dönüştü, koruyucularını da onları Kaer Morhen'de bekleyen mutlak ölümden kurtardı.
Geralt'ı, Imlertih'ten intikam almaya ikna eden kişi Cirilla olsa da, Vesemir'in katiliyle son bir düello için karşı karşıya gelen Geralt oldu. Ciri de o gün bazı kötü varlıkları öldürdü tabii ki, Velen'i avucuna almış üç canavar kız kardeşten ikisini katletti.
Ciri, babasını küçüklüğünden beri görmemişti. Emhyr, onun için bir yabancıydı ve sevdiği pek çok kişinin de ölümünden sorumlu yegâne kişiydi...
Geralt Ciri'yi Vizima'ya götürmezse:
..Bu yüzden onun karşısına bile çıkmak istememesi hiç şaşırtıcı değildi.
Geralt Ciri'yi Vizima'ya götürürse:
..Onunla yüzyüze gelmek, şüphesiz yaşamış olduğu en büyük zorluklardan biriydi.
Geralt ödülü reddederse:
..Ciri bu yüzleşmeden galip geldi ve evlatlık babası Geralt'ın onu ne kadar derin ve koşulsuz olarak sevip önemsediğini öğrendi.
Loca ile yüzleşmek - İşte bu, pek çok cesur şahsiyetin dağlara kaçmayı yeğleyeceği bir durumdu. Fakat Cirilla, kuvvetli sahirelerin karşısına çıkmaya karar verdi. Kulağıma gelen pek çok anlatıma göre, büyücü hanımefendilere...
Geralt, Ciri'ye Loca toplantısında eşlik ederse:
kendine ait bir zihni olduğu ve ellerinde bir araç gibi kullanılmaya izin vermeyeceğini anlatmış.
Geralt, Ciri'ye Loca toplantısında eşlik etmezse:
..kendine ait bir zihni olduğu ve ellerinde bir araç gibi kullanılmaya izin vermeyeceğini açıkça anlatmış.
Avallac'h'ın gizli laboratuvarına yapılan gezi ile birlikte açığa çıkanlar, Ciri'yi derinden sarsmıştı. Lara Dorren soyunun son temsilcisi, onların deyişiyle Kadim Kan'ın son taşıyıcısı olduğunu bilse de, bu soy ağacının elf Bilgeler ve insan büyücüler için iki yüzyıldır şaşmaz bir dikkat nesnesi olduğunu fark etmişti. Bir darbe de küstah dişi elfin sözlerinden almıştı, bu sözler kalbine dikenli çalı gibi saplanmıştı.
Ciri Avallac'h'ın laboratuvarını dağıtırsa:
Öfkenin cansız objelerden çıkarılması yetişkinlere göre bir davranış olarak görülmese de, bir rahatlama sağladığı çok açık. Ciri de bu basit çözümden faydalanmayı seçmişti.
Eredin öldü ama şeytani kralın ölümü masalların sadece sonunu müjdeler. Bizim için, Ciri'nin kaderiyle yüzleşme vaktinin geldiğine işaretti. Sadece onun Ak Ayaz'ı durduracak gücü vardı. Sadece bizimkini değil, pek çok dünyayı tehdit eden neredeyse mitik olan kuvveti.

İlişkili görevler

  • Savaş Alanındaki Kan
  • Çıplak Dağ
  • Son Hazırlıklar
  • Ödeşme
  • Savaş Hazırlıkları
  • Kadim Kan'ın Çocuğu
  • Skjall'ın Mezarı
  • İnce Buz Üzerinde
  • Tedd Deireadh, Son Çağ
  • Bir Şeyler Biter, Bir Şeyler Başlar
  • Ev Gibisi Yok (seçime bağlı)


Notlar

  • Elflerin Kanı kitabına göre Kadim Dil'deki Zireael kelimesi Swallow kelimesinden türetilmiştir.
  • 14. yüzyılın sonlarına doğru, sağlam bir portresi bulunmamaktadır. İronik olarak, insanların Cintra'da gördüğü kişi aslında onun taklitiydi.
  • Üçüncü oyunda Ciri'nin Emhyr var Emreis ile buluştuğu görevde (isteğe bağlı) Emhyr onu "Cirilla Fiona Elen Riannon, Cintra Kraliçesi, Brugge Prensesi, Sodden'ın düşesi. Inis Ard Skellig ve Inis An Skellig mirasçısı, ve Attre ve Abb Yarra'nın hükümdarı." olarak ilan etmiştir.
    • Nefret Çağı romanında, Nilfgaard İmparatorluğu tarafından resmen Ciri olarak kabul edilen bir kıza bu unvanlar verilmiştir; ancak Emhyr var Emreis, kızın Cintra tahtının gerçek varisi olmadığını, gerçek Ciri'yi bulana kadar kızın Ciri olarak bilinmesini sağlamıştır.
  • The Witcherda, Murky Waters kasabasındaki Country Inn hancı, Geralt'a "Cirilla" hikayesini anlatabilir.
  • The Witcher 2: Assassins of Kings'ta, bir kaç kez bahsedilmiştir; hem doğrudan hem dolaylı olarak.
  • The Witcher 3: Wild Hunt'ta tarafsız destedeki kartlardan birinde yer alır.
  • The Hexer televizyon dizisinin 4 bölümünde ("Świątynia Melitele", "Mniejsze zło", "Falwick", and "Ciri") yer alır. Kitaplardan farklı olarak, Geralt ile ilk olarak Ellander'daki Melitele Tapınağı'nda tanışmıştır.

Ciri'nin yaşı

  • Elflerin Kanı kitabında, 1266'nın Bahar'ında Ciri 13 yaşındadır. (1267'de 14 yaşında olduğunu söylemesi, Nefret Çağı kitabı tarafından desteklenir)
  • Kırlangıç Kulesi ve Gölün Hanımı kitaplarında bazı karakterler, 15-16 yaşlarında olduğunu düşünüyor, bu da onun 1251 veya 1252'de doğduğunu gösterir.
  • Gölün Hanımı sonlarına doğru yazar, 1268'in Mart ayında Emhyr ile Geralt'ın son görüşmelerinden bu yana 16 yıl geçtiğini belirtiyor. Bu da 1252 yılını belirtmiş oluyor. Nenneke, Ciri'nin Belleteyn zamanında doğduğu konusunda haklı olsaydı, Stygga kalesine yapılan saldırının gerçekleştiği zamanda Ciri'nin 14 yıl 10 aydan daha büyük olamayacağı anlamına gelirdi.
  • Hanedan açıklamalarında, Hjalmar ile "nişanlandığında" 12 yaşında olduğu söyleniyor. Ancak, Cintra Katliamı'nın 1263'te olduğu ve 1264'te Kaer Morhen'e gittiğini düşünürsek bu imkansız olurdu.

Galeri

Referanslar

  1. Elflerin Kanı kitabında Yennefer'ın Ciri'ye taktığı ad
  2. Gölün Hanımı'nın sonunda saçları beyaz/gümüş olur
  3. Kitapta Ciri'nin yaşı/doğumu hakkında net bilgi yoktur. Tutarsızlıklar içinnotlar öblümünü kontrol edin
  4. Son Dilek
  5. 5,0 5,1 5,2 Ciri - Cirilla'nın soyağacı
  6. İngilizce çeviride, Calanthe'nin Mousesack'tan bebeği öldürmesini istediği, Mousesack'ın bunu yapmak yerine saraydan ayrıldığı yazar. Ancak orijinal Lehçede Calanthe'nin Geralt'ın öldürülmesini istediği ve kimsenin kraliçeye itiraz etmeye gücü yetmeyeceği için bunu kabul ettiği belirtilir.
  7. 7,0 7,1 7,2 7,3 Kader Kılıcı
  8. 8,0 8,1 8,2 Kırlangıç Kulesi
  9. 9,0 9,1 Elflerin Kanı
Advertisement